Gazze’deki gelişmelerin ardından derinleşen yeni Orta Doğu dinamikleri, Suriye sahasında terör örgütü SDG aracılığıyla artan gerilimle birleşerek Türkiye’nin güvenlik risklerini artırıyor. Bununla birlikte, Doğu Akdeniz’de enerji merkezli bir kuşatma koridoru tartışması da hız kazanmaya başladı. Türkiye, bölgede "en ucuz ve en güvenli rota" olarak öne çıksa da, alternatif enerji hatları da dikkat çekiyor. Milyarlarca dolarlık projelerin finansmanı konusundaki belirsizlik ise en büyük sorunlardan biri olarak öne çıkıyor.
Yeni Orta Doğu Denklemi ve Yüksek Gerilim
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları, Orta Doğu’da yeni bir denklemi gündeme getirirken, Suriye ve Doğu Akdeniz’de yüksek gerilim yaşanmaya devam ediyor. İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi arasındaki üçlü ittifak, Türkiye’yi hedef alan kapsamlı bir strateji olarak dikkatleri üzerine çekiyor. Analistler, ABD ve İsrail bloğunun Türkiye’yi devre dışı bırakan enerji hatları inşa etme niyetinde olduğunu vurguluyor. Özellikle SDG ile PYD/YPG arasındaki bağların güçlenmesi, Türkiye’ye yönelik terör tehdidinin somut bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Suriye'de Artan Baskı ve Enerji Planları
Son haftalarda Suriye Ordusu’nun Halep’teki SDG kontrolündeki bölgelere uyguladığı kuşatma, Şam’ın SDG üzerindeki baskıyı artırma stratejisinin bir parçası olarak yorumlanıyor. Doğu Akdeniz'de de benzer bir gerilim yaşanıyor. Stratejistler, İsrail’in "Akdeniz'deki Davut Koridoru" adı verilen enerji planının buradan kaynaklandığını belirtiyor. Tamar, Leviathan ve Karish gibi açık deniz doğal gaz sahalarının keşfi, bölgeyi küresel enerji jeopolitiğinin merkezi hale getiriyor. İsrail, bu kaynakları yalnızca ekonomik bir rant olarak değil, aynı zamanda stratejik bir kaldıraç olarak değerlendirmekte.
İsrail-Mısır Doğal Gaz Anlaşması
İsrail ile Mısır arasında imzalanan 35 milyar dolarlık doğal gaz anlaşması, bölgedeki enerji dinamikleri açısından önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Anlaşmanın, ABD Başkanı Donald Trump’ın arabuluculuğuyla imzalandığı belirtiliyor. Bu gelişme, İsrail’in Mısır üzerinden küresel enerji pazarına açılma hedefinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni, İsrail’in Avrupa’ya gaz taşıma hedefinin, kıtanın enerji güvenliğinde stratejik bir tedarikçi olmayı amaçladığını ifade ediyor. Ancak, gazın Avrupa’ya hangi güzergâhtan ulaşacağı sorusu hala belirsizliğini koruyor.
Finansman Sorunu ve Türkiye'nin Rolü
Prof. Dr. Köni, Türkiye’nin en ucuz güzergâh olarak öne çıktığını, ancak mevcut ilişkilerin kötüleşmesi nedeniyle alternatif hatların masaya sürüldüğünü vurguluyor. Önerilen yeni koridor, Hindistan’dan başlayarak Arap Yarımadası, Ürdün, İsrail üzerinden Kıbrıs’a ve ardından Yunanistan’a uzanıyor. Ancak bu projelerin en büyük zorluğu, gerekli maliyetlerin nasıl karşılanacağı sorusu. Türkiye, Doğu Akdeniz gazının Avrupa’ya taşınmasının en güvenli ve ekonomik yol olduğunu savunmaya devam ediyor. Türkiye’nin mevcut boru hatları altyapısı, Rusya ve Azerbaycan gibi kaynaklarla entegre edilebilecek şekilde geliştirilmiş durumda.
Çok Kutupulu Denge Politikası
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Umur Tugay Yücel, Türkiye’nin çok kutuplu bir denge politikası izlemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Türkiye, Batı ile ilişkilerini sürdürürken, Rusya, Çin, Körfez ülkeleri ve Afrika ile de ilişkilerini geliştirmeyi hedefliyor. Doğu Akdeniz’deki mücadele, sadece enerji değil, aynı zamanda bölgenin gelecekteki güç dengeleri açısından da kritik bir öneme sahip. İsrail Başbakanı Netanyahu’nun Yunanistan ve Kıbrıs liderleriyle yaptığı zirve, Türkiye’ye yönelik meydan okuma boyutunu açıkça ortaya koyuyor.
Güven Sorunu ve Suriye Stratejisi
Son gelişmelerle ilgili en sert uyarılardan biri, Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Ünal’dan geldi. Ünal, Türkiye’nin Suriye politikasındaki yanlış stratejilerin sonuçlarına dikkat çekerek, Fırat’ın doğusundaki PKK/PYD varlığının tasfiyesi konusunun önemine vurgu yapıyor. Türkiye’nin geçmişteki stratejik hataları, Suriye’deki mevcut güven sorununu daha da derinleştirirken, Rusya ve İran ile olan ilişkilerde de güven problemleri yaşandığı belirtiliyor. Bu durum, bölgedeki güvenliğin sağlanmasında önemli bir engel teşkil ediyor.