50,4711 %0.19
6.404,53 % -0,41
4.162.252 %1.846
Ara
kibrisemlakhaber Kıbrıs Türkiye'nin Kuşatılması: Suriye, Kıbrıs, Ege ve İran'daki Gelişmeler

Türkiye'nin Kuşatılması: Suriye, Kıbrıs, Ege ve İran'daki Gelişmeler

Son dönemde Türkiye'nin çevresinde yaşanan gelişmeler, uluslararası ilişkilerdeki gerginliği artırıyor. Suriye'deki DEAŞ varlığının yeniden canlanması ve ABD'nin bölgede kalma çabaları, Türkiye'nin güvenlik endişelerini derinleştiriyor. Özellikle Trump yönetiminin Suriye Demokratik Güçleri (SDG) konusundaki sessizliği ve Şam'ın taleplerine olan kayıtsızlığı, bölgedeki jeopolitik dengeleri etkileyen önemli faktörler arasında yer alıyor. Türkiye, güneyden ve batıdan kuşatıldığı algısıyla karşı karşıya kalırken, bu durumun ardındaki stratejik planlar dikkat çekiyor.

Güney ve Batı'dan Kuşatma Stratejileri

Geçmişteki çatışmaların izleri, günümüzde de kendini hissettiriyor. Birinci Körfez Savaşı sonrası Irak'ın kuzeyinin yanı sıra, 2011 sonrası Suriye'deki Fırat'ın doğusu ve batısı, Türkiye'nin çevresinde oluşturulan yeni güvenlik şemalarının bir parçası. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) toprakları ile Doğu Akdeniz'de artan askeri yığınaklar, Yunanistan'daki askeri üslerin kurulması ve adaların silahlandırılması, Türkiye'nin stratejik derinliğini tehdit eden unsurlar arasında. Bu durum, Türkiye'nin güneyden ve batıdan kuşatıldığı endişesini artırıyor.

Ukrayna ve Gürcistan'daki Gelişmeler

Ukrayna ve Gürcistan'daki siyasi hareketlilikler de Türkiye'nin güvenlik dinamiklerini etkiliyor. "Turuncu devrimler" sonrası NATO'ya katılma çabaları, Rusya'nın bu iki ülkeye yönelik engellemeleriyle sınırlı kalmış durumda. Eğer bu ülkeler NATO'ya üye olabilseydi, ABD'nin Türkiye'yi kuzeyden kuşatma olasılığı gündeme gelebilirdi. Ancak, Bulgaristan, Romanya ve Ukrayna'dan gelen denizden yapılan girişimler, hala devam ediyor ve Türkiye'nin münhasır ekonomik bölgesindeki provokasyonlar, bu stratejinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

İran'daki Kışkırtmalar ve Stratejik Boşluklar

ABD ve İsrail'in doğuda etkinliklerini artırma çabaları, İran üzerinde yoğunlaşmış durumda. 1979'dan bu yana devam eden ambargoların yarattığı ekonomik zorluklar, İran'da rejimi devirmeye yönelik girişimleri tetikliyor. Eğer İran'da bir yönetim değişikliği gerçekleşirse, bu durum Irak, Suriye ve Libya'daki kaos ortamlarının bir benzerini oluşturabilir. ABD ve İsrail'in, bu tür belirsizliklerin yaratıldığı ortamlarda nasıl hareket ettiğine dair geçmişteki örnekler, bu konuda kaygıları artırıyor.

Türkiye'nin Güvenliği ve Bölgedeki Dinamikler

ABD'nin Ön Asya planı, Türkiye'nin stratejik olarak çökertilmesini hedefliyor. Bu durum, İran'daki gelişmelerle birleştiğinde Türkiye'nin dört bir yandan çevrildiği algısını pekiştiriyor. Güney Kafkasya'da Ermenistan'ın ABD'ye yakınlaşması ve Azerbaycan ile Rusya arasındaki gerginlikler, Türkiye'nin bölgedeki pozisyonunu zayıflatma çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Kuşak Yol İnisiyatifi kapsamında, İran'daki istikrarsızlık, Afganistan, Pakistan ve Orta Asya Cumhuriyetleri üzerinde de olumsuz etkiler yaratabilir.

Sonuç Olarak

Türkiye'nin güvenliği üzerinde tehdit oluşturan bu gelişmeler, Suriye'deki bölünme girişimlerinden Gazze'deki çatışmalara, Doğu Akdeniz'deki askeri yığınaklardan Ege'deki Lozan'a aykırı hamlelere kadar geniş bir yelpazede kendini gösteriyor. ABD, İsrail, Yunanistan ve GKRY arasındaki ittifak, Türkiye'nin jeopolitik konumunu zorlaştıran unsurlar arasında. Türkiye'nin dikkatli adımlar atması gereken bu dönemde, tarihi dersler ışığında ulusal stratejilerin dikkatle gözden geçirilmesi büyük önem taşıyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *