22 Aralık Pazartesi günü, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Nikos Hristodulidis, Doğu Kudüs'te bir araya gelerek Türkiye'ye karşı askeri işbirliği ve "Ortak Askeri Müdahale Gücü" kurulması konusunu görüştü. Zirve sonrasında yapılan basın açıklamasında Netanyahu, üç ülkenin katılımıyla oluşturulması planlanan 2.500 askerlik ortak müdahale gücünün detaylarını paylaştı.
Netanyahu, toplantıda yaptığı konuşmada, "İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs, batı medeniyetinin temellerini atan kadim uluslardır. Tarih boyunca birçok imparatorluk bu toprakları fethetmiştir, ancak cesaret ve fedakârlıkla bağımsızlıklarımızı kazandık" ifadelerini kullandı. Bu sözler, bölgedeki jeopolitik dinamikler açısından önemli bir mesaj taşıyor. Üç ülkenin geçmişteki tarihi bağlarına atıfta bulunarak güçlenme arzusunu dile getirmesi dikkat çekici.
Bu zirvenin hemen ardından, Ankara Esenboğa Havalimanı'ndan Libya'nın Trablus kentine gitmekte olan bir Falcon-50 tipi özel uçağın, Haymana ilçesinde düştüğü bildirildi. Uçakta bulunan Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed Ali Ahmed Al-Haddad ve Kara Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Alfitory Jribil'in de dahil olduğu sekiz kişi kazada hayatını kaybetti. Uçağın, Malta merkezli bir şirkette kiralandığı bilgisi, kazanın uluslararası boyutlarını da gündeme taşıdı.
Bu olayın, Türkiye'nin Libya'daki askerlerinin görev süresinin uzatılmasının ardından yaşanması, dikkatleri bu iki gelişme arasında olası bir bağlantı olup olmadığına çevirdi. Özellikle son aylarda Türkiye'ye karşı artan gerginlikler ve İsrail'in bölgedeki askeri faaliyetleri, birçok gözlemci tarafından dikkatle izleniyor. 7 Ekim 2023'te Gazze'ye yönelik başlatılan askeri harekât sonrası, İsrail'in tehdit olarak gördüğü ülkelerdeki yöneticilere yönelik suikastlar ve sabotajlar, bölgedeki istikrarsızlığı artırdı.
AK Parti Kongre Merkezi'nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail ve Yunanistan'ın gerçekleştirdiği zirve ve Netanyahu'nun Türkiye'yi hedef alan sözlerine tepki gösterdi. Erdoğan, "Uluslararası hukuk ve ikili anlaşmalar çerçevesinde, geçmiş tecrübelerimizi göz önünde bulundurarak, vakur bir şekilde hareket etmeye devam edeceğiz" dedi. Bu açıklamalar, Türkiye'nin diplomatik duruşunu ve bölgedeki rolünü vurgulayan bir nitelik taşıyor.
Tüm bu gelişmelerin ışığında, Türkiye'nin uluslararası ilişkilerdeki tutumu ve stratejik hedefleri, bölge ülkeleriyle olan ilişkileri açısından belirleyici bir rol oynamaya devam ediyor. Türkiye, tarihsel bağları ve güçlü diplomatik duruşuyla, gelecekte de bölgedeki etkisini sürdürecek gibi görünüyor.