Mersin'in Anamur ilçesinde bulunan Alaköprü Barajı'nda yaşanan ciddi kuraklık, su seviyesini tehlikeli boyutlara düşürdü. Barajın su seviyesi, son yıllarda yaşanan iklim değişiklikleri ve yağış eksikliği nedeniyle %80 oranında azalarak %20 seviyelerine geriledi. Bu durum, hem bölgedeki tarımsal sulama hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) içme suyu ihtiyacı açısından endişeleri artırdı.
Kuraklık Nedeniyle Su Seviyesi Düşüyor
Alaköprü Barajı, Mersin'in Anamur ilçesinin yanı sıra çevresindeki tarım arazilerinin sulanmasında ve KKTC'ye içme suyu temininde kritik bir rol oynamaktadır. Ancak, geçtiğimiz kış ve bahar mevsiminde yeterli yağış alınmaması ve yaz aylarının sıcak geçmesi, barajdaki su seviyesinin son derece düşük seviyelere inmesine neden oldu. Bu durum, bölgede tarımsal faaliyetleri sürdüren çiftçiler için kaygı verici bir tablo oluşturmaktadır.
Eski Yerleşim Alanları Yeniden Gün Yüzüne Çıktı
Su seviyesindeki önemli düşüş, 2014 yılında baraj inşa edildiğinde su altında kalan Akine ve Ormancık mahallelerinin eski yerleşim alanlarının yeniden görünür hale gelmesine yol açtı. Uzun süre gizli kalan köy evleri, sokaklar ve Akine Camisi’nin minaresi, suyun çekilmesiyle birlikte ortaya çıktı. Dron ile yapılan havadan çekimlerde, bu tarihi yapılar net bir şekilde gözlemlenebiliyor.
Bölge Halkının Tepkisi ve Endişeleri
Bölge halkı, su seviyesindeki düşüşü yakından takip ediyor. Anamur'da yaşayan Fatih Kerim Tülü, Alaköprü Barajı'nın bölgedeki tarımsal faaliyetler ve KKTC’nin içme suyu ihtiyacı açısından büyük önem taşıdığını belirterek, "Yaşanan bu su kaybı, çiftçileri tedirgin ediyor," ifadelerini kullandı. Bozyazı ilçesinde yaşayan İHA muhabiri Serkan Özcan ise çocukluğunda tamamen su altında olan bu alanların şimdi tekrar görünür hale geldiğini dile getirerek, geçmişteki durumu hatırladı.
Alaköprü Barajı'ndaki su seviyesinin düşmesi, sadece tarımsal faaliyetleri değil, aynı zamanda bölgedeki ekosistemi de etkiliyor. Uzmanlar, iklim değişikliği ve kuraklığın etkilerini azaltmak için çeşitli önlemlerin alınması gerektiğini vurguluyor. Bu bağlamda, yerel yönetimlerin ve tarım uzmanlarının, su kaynaklarının daha verimli kullanımı ile ilgili yeni stratejiler geliştirmesi önem taşıyor.