Kıbrıs meselesi, yeniden uluslararası gündemin odak noktalarından biri haline gelmiştir. ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, yaptığı açıklamada Amerika'nın Yunanistan ile Türkiye arasında yeni bir bölgesel yapı oluşturma arzusunu dile getirirken, Kıbrıs ile ilgili sorunların çözümüne yönelik yaklaşımını da ifade etti. Bu durum, ABD'nin Kıbrıs’a yönelik ilgi ve müdahalesinin sadece dostça bir arabuluculuk çabası olmadığını, aynı zamanda yeniden şekillendirilmiş bir güç dinamiğine işaret ettiğini göstermektedir.
ABD'nin Kıbrıs Politikasının Tarihsel Arka Planı
ABD’nin Kıbrıs üzerindeki politikaları, uzun yıllara dayanan bir geçmişe sahiptir. 1960'lı yıllardan itibaren adım adım şekillenen bu politika, Türk toplumuna yönelik saldırıların yaşandığı 1963 Kanlı Noel döneminde, Washington’ın Rum saldırganlığını durdurmak için herhangi bir caydırıcı önlem almamasıyla dikkat çekmiştir. 1974 Barış Harekâtı sonrasında Türk tarafına ağır silah ambargosu uygulanırken, Rum tarafına yönelik ambargo ise etkili bir şekilde uygulanmamıştır. 1990’ların başından itibaren ABD, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Avrupa Birliği’ne katılımını destekleyerek, adadaki tarafsızlığını kaybetmiştir. Bu süreçte Türk tarafının iyi niyetli yaklaşımı, Batılı güçler tarafından ödüllendirilmemiştir ve verilen sözler tutulmamıştır.
Son Dönemdeki Gelişmeler ve ABD’nin Yeni Stratejisi
2010’lu yıllardan itibaren ABD’nin Kıbrıs politikasında önemli değişimler gözlemlenmiştir. Doğu Akdeniz’deki enerji paylaşımı meselelerinin gündeme gelmesiyle birlikte, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile ilişkiler stratejik ortaklık seviyesine yükselmiştir. ABD, Rum yönetimiyle işbirliği yaparak doğal kaynakların çıkarılması ve pazarlanmasında önemli bir rol üstlenmiştir. Bu yakınlaşma çerçevesinde, ABD silah ambargosunu kaldırmış, askeri işbirliği anlaşmaları imzalamış ve eğitim ile askeri finansman hibeleri sağlamıştır. Sonuç olarak, Rum yönetimi ABD’nin askeri destek verdiği bir aktör haline gelmiştir.
Barrack'ın Açıklamaları ve Anlamı
Barrack’ın yaptığı son açıklamalar, ABD’nin mevcut politikasını sürdürmeye kararlı olduğunu ortaya koymaktadır. “Türkiye-Yunanistan arasında köprü olabiliriz” ifadesi, gerçekte Doğu Akdeniz’deki enerji düzeninin kurulması gerektiği mesajını taşımaktadır. Bu düzenin merkezi konumunda Güney Kıbrıs yer almaktadır. Dolayısıyla, Barrack’ın Kıbrıs için önerdiği arabuluculuk, Türk halkının lehine değil, Rum tarafının elini güçlendirecek bir öneri olarak değerlendirilmektedir.
Tehlikeler ve Sonuçları
ABD’nin Rum yönetimiyle olan askeri ortaklığı, iki önemli sonucu beraberinde getirmektedir. Güney Kıbrıs, ABD tarafından korunan ayrıcalıklı bir aktöre dönüşmektedir. Bu durum, müzakere masasında Rum tarafının güçlenmesine ve federal çözüm adı altında Türk halkının azınlık konumuna düşmesine yol açabilir. Türkiye’ye gönderilen mesaj ise açıktır: Enerji paylaşımında, bölgesel işbirliğinde ve Kıbrıs müzakerelerinde uyum sağlanması gerekmektedir; aksi takdirde baskı artacaktır. Bu durum, Türk halkı için olumsuz bir denklem yaratmaktadır.
Kıbrıs Türk Halkının Beklentileri
Mevcut koşullar altında, Kıbrıs Türk halkının güvenliği yalnızca egemen eşitliğe dayalı iki devletli bir çözümle korunabilir. Federal çözümler, ABD’nin Rum yönetimine sağladığı askeri destek karşısında Türk halkını savunmasız bırakacaktır. Rum çoğunluğunun egemen olduğu tek devlet modelleri, geçmişte yaşanan zulümleri yeniden gündeme getirme riski taşımaktadır. Türk halkının siyasi statüsünü eşitliğe taşıyan tek yol, bağımsız devletin tanınması mücadelesidir. Türkiye’nin garantörlüğü ve askeri varlığı, bu modelin güvenlik temellerini oluşturmaktadır.
Sonuç olarak, ABD’nin Kıbrıs’taki politikaları, Kıbrıs Türk halkının geleceği üzerinde doğrudan etkili olmaktadır. Kıbrıs Türk halkı, kendi devletinin iradesi doğrultusunda hareket etmeli ve egemenlikten ödün vermemelidir. İki devletli çözümden sapmak, adadaki Türk varlığının geleceğini tehlikeye atabilir. ABD’nin Rum yönetimine sağladığı destek ne kadar artarsa artsın, Kıbrıs Türk halkı kendi devletinin sahibidir ve bu gerçeği değiştirmek mümkün değildir.