Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin Avrupa Birliği Dönem Başkanlığını üstlenmesinin ardından, Kıbrıs'ta Türk devletiyle ilgili görüşmelerin yeniden ivme kazanması bekleniyor. Bu süreçte, ABD'nin Güney Kıbrıs Rum Kesimi Lefkoşa Büyükelçisi Julie S. Davis'in, KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile gerçekleştirdiği görüşme dikkat çekiyor. Bu temaslarda, birleşik bir Kıbrıs için çözüm yolları üzerinde durulması ise bazı uzmanlar tarafından eleştiriliyor.
Kıbrıs'ta Görüşmelerin Tarihçesi
Başkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Ünal, Kıbrıs'taki iki toplumun 1968 yılından bu yana çeşitli görüşmeler gerçekleştirdiğini hatırlatıyor. Ancak bu süreçlerin, somut bir sonuç doğurmadığını vurguluyor. Ünal, Kıbrıs'ta iki ayrı devletleşme sürecinin var olduğunu belirtirken, toplumların birbirleriyle yakınlaşmadığını ve ortak bir dil veya toplum oluşturulamadığını ifade ediyor.
Yugoslavya Örneği ile Kıbrıs Arasındaki Farklar
Prof. Dr. Ünal, Yugoslavya’nın çeşitli etnik kimliklere sahip olmasına rağmen, bu toplumların zamanla birbirleriyle kaynaşma ve ortak bir dil oluşturma yönünde adımlar attığını belirtiyor. Sırp, Hırvat ve Boşnak toplumlarının birbirleriyle yakın ilişkiler kurduğunu, ancak Kıbrıs'ta benzer bir durumun asla yaşanmadığını vurguluyor. Kıbrıs’ta, 1968 yılından itibaren yaşanan çatışmaların toplumsal ayrışmayı derinleştirdiğini ifade eden Ünal, bu nedenle Kıbrıs'ta birleştirici bir sürecin mümkün olmadığını dile getiriyor.
İki Devletli Çözümün Geçerliliği
Kıbrıs'ta fiili olarak iki devletin varlığının kabul edilmesi gerektiğini savunan Ünal, geçmişteki müzakerelerin ve iki toplumun tarihi bağlarının, başka bir çözümün mümkün olmadığını gösterdiğini belirtiyor. Kıbrıs'ta tek devletli veya tek toplumlu bir yapı önerisinin, gerçek durumu yansıtmadığını ifade eden Ünal, bu tür söylemlerin anlamının kalmadığına dikkat çekiyor. Özellikle 63 yıl boyunca süren çatışmaların ve KKTC’nin devletleşme sürecinin, bu durumu pekiştirdiğini vurguluyor.
Kıbrıs Türk Toplumunun Hassasiyeti
Prof. Dr. Ünal, Türkiye’nin Kıbrıs politikalarının, Kıbrıs Türk toplumunun hassasiyetleriyle uyumlu olması gerektiğini savunuyor. AK Parti hükümetinin Kıbrıs konusunda izlediği politikaların, Kıbrıs Türk halkı tarafından yeterince sahiplenilmediğini dile getiriyor. Bazı marjinal grupların medyada daha fazla yer bulmasının, toplumun genel hassasiyetlerini yansıtamadığını ifade ediyor. Kıbrıs Türklerinin, Türkiye ile ortak hareket etme konusunda büyük bir duyarlılığa sahip olduğunu belirtiyor.
AB'nin Kıbrıs Politikası ve Gelecekteki Beklentiler
Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin 1 Ocak 2026 itibarıyla AB Dönem Başkanlığını üstleneceğini belirten Ünal, bu sürecin, Güney Kıbrıs'ın çıkarları doğrultusunda yönlendirilmek istendiğini ifade ediyor. Ancak, AB ülkelerinin Kıbrıs konusunda geçmişte sergiledikleri yavaş hareket etme tavırlarının devam edeceğini düşündüğünü belirtiyor. Bu durumun, Kıbrıs sorununun çözümünde ilerleme kaydedilmesini zorlaştıracağı öngörülüyor.