İSTANBUL (AA) - Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, İstanbul'da gerçekleştirilen Bab-ı Ali Toplantıları'nda Kıbrıs sorunu hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu. Erhürman, Birleşmiş Milletler'e sundukları dört maddelik metodolojinin önemine vurgu yaparak, Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliğinin güvence altına alınmadan müzakerelere başlanamayacağını ifade etti. Bu durumun müzakereden önceki aşama olduğunu belirten Erhürman, siyasi eşitliğin sağlanmadan müzakere masasına oturulamayacağını dile getirdi.
Erhürman, Kıbrıs Türk halkının hukuken adada güvenlik, enerji, deniz yetki alanları ve hidrokarbon gibi konularda ortak ve eşit egemenlik haklarına sahip olduğunu belirtirken, mevcut fiili durumun bu hakların gerçeğe dönüşmesini engellediğini vurguladı. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY), Kıbrıslı Türklerin adadaki varlığını yok sayarak bazı ülkelerle güvenlik ve enerji anlaşmaları imzaladığını hatırlatan Erhürman, bu durumun Kıbrıs Türk halkı açısından kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Avrupa Birliği'nin Rolü Nedir?
Avrupa Birliği'nin (AB), GKRY ile İsrail ve Yunanistan arasındaki enerji projelerine mali destek sağladığını kaydeden Erhürman, bu projelerin Kıbrıslı Türkleri dışlayarak hayata geçirilmesinin adada kalıcı bir çözüm için olumsuz etkiler yaratacağını belirtti. Erhürman, AB'nin Kıbrıs'ta çözüm istemesine rağmen, bu tür projeleri desteklemesinin çelişkili bir durum olduğunu ifade etti. Bu bağlamda, Kıbrıs'ta varoluş mücadelesinin önemine dikkat çekerek, geçmişteki mücadelelerin günümüze aktarılması gerektiğini vurguladı.
KKTC Cumhurbaşkanı, Kıbrıs adasının stratejik öneme sahip olduğunu ve Türkiye'nin garantörlük rolünün yanı sıra Kıbrıs Türk halkının eşit ortak olarak kabul edilmesi gerektiğini dile getirdi. Erhürman, bölgesel gelişmelerin, GKRY'nin büyük güçlerle iş birliği yapma çabasının adanın güvenliği açısından risk oluşturduğunu belirtti. Bu bağlamda, GKRY'nin imzaladığı anlaşmaların adanın tamamını riske attığını ve Kıbrıslı Türklerin bu riskleri paylaşmak zorunda bırakıldığını ifade etti.
Müzakere Sürecinde Hangi Adımlar Atılmalı?
Erhürman, müzakerelerin yeniden başlaması durumunda sıfırdan başlamayacaklarını ve Crans-Montana'da sağlanan yakınlaşmaların geçerliliğini koruması gerektiğini belirtti. Müzakerelerin zaman sınırlı olması gerektiğini vurgulayan Erhürman, bu süreçte Kıbrıslı Türklerin masadan kaçılması durumunda geri dönmeyeceklerini ve bu durumun bir bedeli olacağını ifade etti. Usul konusunda uzlaşma sağlanmadığı sürece müzakere masasına oturulmasının mümkün olmadığını belirten Erhürman, Kıbrıs Türk halkının haklarının korunması gerektiğini vurguladı.
Erhürman, Türkiye kökenli ve Kıbrıs kökenli bireylerin Avrupa Birliği vatandaşı olma haklarının engellendiğini belirterek, bu durumun da Kıbrıs Rum kesimi tarafından engellendiğini ifade etti. BM Genel Sekreteri Guterres ile yaptığı görüşmelerde, çözümsüzlüğe sebep olanların bedel ödemesi gerektiğini dile getirdi. KKTC'nin haklı pozisyonunu tüm dünyaya anlatmanın önemine vurgu yapan Erhürman, Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinin devam ettiğini belirtti.
Kıbrıs Türk Halkının Mücadelesi Nereye Gidiyor?
KKTC Cumhurbaşkanı, Kıbrıs Türk halkının hak ettiği noktada olmadığını ve bu durumun kabul edilemez olduğunu ifade etti. Süregelen varoluş mücadelesinin sonucunda Kıbrıs Türk halkının haklarını elde edebilmesi için mücadele etmeye devam edeceklerini belirtti. Erhürman, Kıbrıs'ta birlikte var olmanın önemine dikkat çekerek, gelecekte de bu birlikteliği sürdürmek için gereken çabayı göstereceklerini ifade etti.