Yunanistan Silahlı Kuvvetlerinde gerçekleştirilecek kapsamlı askerlik reformunun 24-27 Şubat 2024 tarihleri arasında başlayacağı iddia edilmektedir. Bu reform kapsamında, temel askerlik eğitiminin süresi 10 haftaya çıkarılacak. Yeni düzenlemeler, Yunan ordusunun etkinliğini artırmayı hedeflemektedir.
Reformun detaylarına göre, eğitilen askerlerin yaklaşık yüzde 70'inin Trakya ve Doğu Ege bölgelerinde görev yapacağı belirtilmektedir. Emekli Büyükelçi Onur Öymen, Birleşmiş Milletler sisteminin bozulmaya başlamasıyla birlikte ülkelerin yeni güvenlik arayışlarına yöneldiğini ifade etmektedir. Öymen, bu durumun büyük ülkelerin menfaatlerini önceleyen yeni bir sömürgeci dünya düzenine doğru gidişi işaret ettiğini vurgulamaktadır.
Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin Silahlanması Neden Tartışılmıyor?
Yunanistan’ın bu askeri reformu, genel eğilimlerden bağımsız bir şekilde değerlendirilemez. Ancak, dikkat çeken bir diğer konu ise Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin silahlanma sürecidir. Kıbrıs'ın, ABD tarafından bu süreçte bir sıçrama tahtası olarak görülüp görülmediği sorusu gündeme gelmektedir. Bu durum, Türkiye açısından önemli bir tartışma konusudur.
Emekli Büyükelçi Öymen, ABD’nin İran, Grönland ve Kanada’ya yönelik tutumunun birçok ülkeyi endişelendirdiğini belirtmektedir. Bu bağlamda, Avrupa Birliği'nin yeni güvenlik arayışlarına yöneldiği ve AB ordusu kurma çalışmalarının sürdüğü ifade edilmektedir. Yunanistan’ın yanı sıra Almanya'nın da ordu yapısında değişiklikler yaptığı gözlemlenmektedir.
AB Ordusu ve Türkiye'nin Rolü Nedir?
Avrupa, kendi güvenliğini sağlamak amacıyla ordu yapısında köklü değişiklikler yapma gerekliliği hissetmektedir. Bu doğrultuda, SAFE Fonu adı verilen bir fon oluşturulmuş olup, üye ülkelerin yanı sıra bazı diğer Avrupa ülkeleri de bu fondan yararlanmaktadır. Norveç ve İsviçre gibi ülkeler bu örnekler arasında yer almaktadır. Ancak, Türkiye'nin AB ordusu içinde yer alması istenmesine rağmen, karar mekanizmalarına dahil edilmediği ve fon kullanımının kendisine kapalı olduğu dikkat çekmektedir.
Bu durum Türkiye’de yeterince tartışılmamaktadır. Yunanistan’ın AB güvenlik projesi çerçevesinde attığı adımların yanı sıra, Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin silahlanması da önemli bir mesele olarak öne çıkmaktadır. Yunanistan bir NATO üyesi olmasına rağmen, Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin NATO üyesi olmaması ve buna rağmen silahlanması sorgulanması gereken bir durumdur.
Yeni Güvenlik Arayışları ve Türkiye'nin Stratejisi
Kıbrıs meselesinin diplomatik yollarla çözülememesi, yeni bir askeri çözüm arayışını gündeme getirmektedir. Adada bulunan İngiliz üslerinin yanı sıra, ABD’nin yeni askeri üsler kurarak Rum Kesimi'nin askerlerini eğitmesi, adayı bir sıçrama tahtası haline getirme çabası olarak değerlendirilmektedir. Bu sorular, Türkiye’nin güvenliği açısından büyük bir önem taşımaktadır.
Birleşmiş Milletler’in savaşı engelleyen hukuka dayalı uluslararası sisteminin çökme tehlikesi, güçlü ülkelerin çıkarlarına dayalı yeni bir sömürgeci düzenin ortaya çıkmasına yol açmaktadır. ABD’nin İran, Grönland ve Kanada politikaları, bu durumu gözler önüne sermektedir. Ayrıca, Rusya’nın Kırım’ı ilhakı ve Ukrayna’da yürüttüğü politikalar, yeni sömürgeci dünya düzeninin tezini desteklemektedir. Türkiye, kendi bölgesindeki gelişmeleri bu çerçevede analiz ederek, güvenlik politikalarını yeniden şekillendirmelidir.