Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) lideri Nikos Hristodulidis, Rum polis ve askeri bandolarına yaptığı yeni yıl ziyareti sırasında dikkat çekici bir etkinliğe imza attı. Hristodulidis, etkinlikte "Mağusa'ya tekrar döneceğiz" mesajı taşıyan "Soil I Walked, Famagusta" marşını seslendirdi. Bu durum, 1974'teki Kıbrıs Barış Harekatı sonrası kaybedilen topraklara dair ulusal bir duygunun yeniden canlanmasına yol açtı.
Etkinlikteki Anlam ve Önemi
Hristodulidis'in katıldığı bu tür etkinlikler, Kıbrıs'ın bölünmüşlüğü ve özellikle Mağusa'nın durumu üzerindeki tartışmaları yeniden gündeme getiriyor. Geçtiğimiz kasım ayında gerçekleştirilen yeni komandolar için düzenlenen tören de benzer bir bağlamda "Mağusa'ya tekrar döneceğiz" mesajlarına ev sahipliği yapmıştı. Bu tür marşların okunması, Kıbrıs'ta yaşayan Rumların ulusal kimlikleri ve toprak özlemleri açısından önemli bir sembol haline gelmiştir.
Askeri Törenlerdeki Marş Geleneği
Güney Kıbrıs'taki askeri etkinlikler, tarihsel olarak ulusal bir kimlik oluşturma çabalarının bir parçası olarak görülmektedir. Nikos Hristodulidis'in önceki dönemlerde de katıldığı Stelios Mavrommatis askeri kampındaki tören, bu bağlamda dikkat çekici bir örnek teşkil ediyor. Törende Hristodulidis'in yanı sıra, dini liderlerin de yer alması, etkinliğin dini ve milli boyutlarını pekiştirdi. Bu tür marşlar, yalnızca askeri bir gelenek değil, aynı zamanda toplumsal hafızayı canlandırma amacı taşımaktadır.
EOKA ve Tarihsel Bağlam
GKRY lideri, kasım ayında ayrıca Baf kentine bağlı Hloraka'da açılışı yapılan "Özgürlük Müzesi"nde de EOKA terör örgütüne dair materyalleri sergileyerek, geçmişin izlerini gün yüzüne çıkardı. Açılışta yaptığı konuşmada, özgürlüklerini EOKA'ya borçlu olduklarını vurgulayan Hristodulidis, "Çocuklarımıza ve torunlarımıza EOKA mücadelesini öğretmeliyiz." ifadeleriyle tarihin önemine dikkat çekti. Bu tür söylemler, Kıbrıs toplumu içinde derin tartışmalara yol açmakta ve farklı görüşleri yeniden alevlendirmektedir.
Hristodulidis'in marş okuma eylemi ve EOKA'nın ön plana çıkarılması, Güney Kıbrıs'ta ulusal kimlik ve tarih bilinci üzerine yapılan tartışmaların güncelliğini koruduğunu göstermektedir. Bu durum, Kıbrıs sorununun çözümüne dair tartışmaların yanı sıra, toplumun farklı kesimleri arasında var olan duygusal ve tarihsel bağların da ne denli güçlü olduğunu ortaya koymaktadır.